ŞAHANE MARAKEŞ

Marrakech

Efsane Kazablanka'dan şahane Marakeş'e geçtik... Ülkenin havası tamamen değişti. Sanki Hindistan'a geldik... 

Maison Oufala

Evvela oteli bulduk. Biraz zor oldu. Zira, Esin navigasyonu güncellemeye zaman bulamamış. Neyse ki otelin sahibi Yunus, bizi belli bir noktadan geldi aldı. Otelimiz Maison Oufala. 



Ortak banyolu iki oda verdiler. Esin ve ben aynı odadayız. Nesrin Abla, sallama çayı, ketılı ve sigarası ile diğer odada; çünki onun yol arkadaşları aslında bunlar. Sigara içmezse ölecek hastalığı var. Uçakta, "Tuvalette ben bir sigara içeyim" demişliği var. Fena. 



Otele yerleştikten sonra akşam yemeği için dışarı çıkıyoruz. Foursquare'den baktık, Al Fassia diye bir restoranı pek övmüşler. 


Gittik... 


Salata diye seçtiğimiz şey 15 çeşit çıkmasın mı? Hemen hepsi şekerli, salatalık dahil. İçimiz bayıldı.


Casablanca birası içtim. Listede üstlere oynamaz. Ana yemek kuskus yedim. Tunus'ta da beğenmemiştim. Bir numarası yok. Birazdan göstereceğim neye benzediğini. 


Ertesi sabah, otelde sağlam bir kahvaltı ettik. 



Marakeş'te iki gece ve bir tam günümüz var. Bu yüzden derhal yola çıktık. Yarın sabah çölün içine doğru uzun bir yolculuğumuz olacak. 


Marakeş çarşısı

Hedef, Marakeş Çarşısı. 

Jemaa El Fnaa

Çarşının kalbi bu meydan. Yani Jemaa El Fnaa... 



Ben meydanı görür görmez, "Aaa, aynı Hindistan" diyorum. Hindistan'ı görmesem neye benzetirdim, bilemedim bak şimdi. 


Meydanda yok yok... 

argan yağı

Evvela bu delikanlıdan argan yağı alıyoruz. Bu minik şişelerin tanesi 20 Dirhem. 50'den satmaya kalkarlar, kazıklanma. Pazarlık et. 


Bu dayı takma diş satıyor. Lakin belli ki, biraz da turistik. Zira, bahşişsiz fotoğraf çekenleri bi hışım kovalaması var ki, görmelisin. Ecnebileri kışkışlarken, şipşak basıverdim deklanşöre, yürüdüm. 

gele

Bu hatuna bayıldım. Afrika'nın daha güneyinden geldiği, kafasındaki geleden belli. Bahşiş falan diye de darlamadı bizi, bol bol fotoğrafını çektim. 


Çarşının içi ayrı bir âlem. Kapalıçarşı ama aslında Mahmutpaşa... İstanbullular ne dediğimi anladı. 


Hatıralık eşya fena değil. Sağlam pazarlık etmeli. Üzerinde fiyat yoksa fahiş düzeyden çakmaya çalışabilirler. 300 Dirhem dediği bir şeyi 80 Dirhem'e aldım mesela. 

moroccan shoes

Bu Beberuhi ayakkabılar şahane. 



Hakiki deri ve çok şık. Bağcıklılar bana, terlikler anama... 



Dükkânı, eteğinden birbirine bağladığı iki elbiseye emanet eden bu esnaf abi muhtemelen namazda. 



Çarşının kalabalığından ve nisan ayına rağmen 35 derece sıcaktan bunalınca, 



kendimizi meydandaki kafelerden birinin teras katına attık. 



Meydanı ardımıza alıp bu pozu verdik.  



Esin çilek suyu içiyor, ben meyve istedim. Nesrin sadece kaynar su alıp İstanbul'dan getirdiği çayını içine salladı. Her yerde öyle yapıyormuş. 


tajin

Sonra baktık adamlar kaynar suya da para yazmış. E söğüt gölgesi değil, kafelik yer. Bak bu kapların ismi tajin. Fas'ta yemekleri bununla servis ediyorlar. 


Nesrin bu tajinlerin minyatürlerinden satın almak istedi. Tekrar çarşıya girdik ve onun adına uzun pazarlıklara tutuştuk. Adamla mutabık kalınca içeri para ödemeye gitti, biz de bekledik.  



Mükemmel tarzancası ile adamlara pazarlığın daha altında para vermeye kalkmış. Satıcı dışarı çıkıp Nesrin'i bize şikâyet etti. Esin ile bana bi baygınlık geldi hâliyle. 



Çarşıda çok zaman geçirinde, müze ve sarayların giriş saatini kaçırdık. Attık kendimizi arabaya, şehri gezdik. 


Marakeş, bu kadar önemli bir turizm kenti olmasına rağmen, toz pasak içinde. Yıllanmışa benzeyen cadde onarımları var. 


Şehrin dışında, ağaçlı güzel yollardan gidilen bir yerde geleneksel Fas gecesi gösterisi yapıldığını öğrendik. 


Arabayı sürdük Chez Ali'ye doğru... 

sunset

Yoldayken güneş bi batış battı ki, aklımız, hayalimiz hep birbirine karıştı. 

chez ali

Chez Ali'nin girişi burası. At, kuyruğuyla yüzümü kamçılamadan hemen önce. 


Atçı dayı gibi, hoşgeldinci teyze de bahşiş diye bekliyor. Zira turistiz biz. Para kesme makinemiz var. Gecenin bedelini ödedik ama kalanı da dağıtmak zorundayız. Tööbe tööbe ya.  


Göz temasına girdiğimiz herkesin para istediğini düşünüyoruz.  

 

Akşamın inmeye yüz tuttuğu şu dakikalarda Chez Ali bizi bahşiş kısmı hariç güzel karşılıyor. 


Yani böyle... Tıkla bi bak... 

namaz

Kuytuları kolaçan edince, ettehiyyatünün güzelim tezahürüne denk geliyorum.

chez ali

Ortam masal yeri gibi. Bir uçan halı eksik. 


Yerel müzikleri icra eden ritimciler, gerilen derileri ateşte genleştiriyor ve şahane görüntüler veriyor. 


Kurulan dev çadırlarda sofralar var. 


Biz de gösterilen yere kurulduk, başladık beklemeye... 


Beklerken geleneksel müzik yaptığını "sandığımız" ekipler masaları gezdi tek tek. Eziyetin böylesi için tıkla... 


Yemek faslında evvela çorba geldi. Sebzeli. Güzeldi... 


Sonra tajin içinde tavuk getirdiler. E biz doyduk... 

tajin

Fakat, o gece Marakeş'te ne var ne yok bize yedirmeye karar vermiş olmalılar ki, ay bi koca tajin daha geldi. 

kuskus

"Abi bu ne?" dedik, bir açtı ki, 

maroc food

birazdan göstereceğim dedim kuskusmuş meğer... 


Tadı tuzu olmayan yavan bir şey bu kuskus. Bizim bildiğimiz kuskusla alakası yok. Bildiğin irmik. Üstünde sebze ve et... Yiyemedik, iki çatal takıp gönderdik. Sırf ziyankârlık ya. 

helva

Fakat finalde getirdikleri tatlı aklımızı aldı. 


Bunun adı basit: Helva... Kızarmış kat kat yağlı hamur arası krema ve bolca fıstık. 


En son ise meyve geldi. Çantamıza dolduruverdik, yarın yol uzun, yeriz diye... 


Sonra bizi tribünlere aldılar. Gösteri başladı... 


Evvela rakkas geldi meydâne. Al bastı ak gerdâne...  


Sonra bu atlılar çıktı. Ben ne bileyim ateş edeceklerini, akım ödüme, ödüm kıçıma karıştı. Oturduğumuz yerde hopladık. 


Gecenin sonunda ateşten bir yazıyla Maa Salama yazdılar... 


Maa salama, güle güle demekmiş. 


Haydin madem, Allah'a emanet olun dedik. Şekerpare filmindeki tiplere benzemişim.



Kalktık otele geldik... 





Burası temiz, pak, tereddütsüz kalınabilecek bir otel. Patırtısı, gürültüsü de yok. 


Dekorasyon burada da geleneksel fakat bina yeni olduğu için El Jadida'daki Riad Harmonie gibi değil. 



Duvardabi bu Berberîlere bayıldım... 



Hesap ödeyip yola koyulma vakti geldi lakin ciddi bir sorunla karşılaşıyoruz. İnternet kesik, pos cihazı çalışmıyor. Kızlardan parayı evvelce aldığım için kartımdan ödemem gerek. Yapamayınca trink diye nakit ödüyorum. Param çok azalıyor. Anneni gezmeye götüreyim senin Maroc Telecom e mi!





Her cümleye "My friend" diye başlayan otel sahibi Yunus çok üzülüyor ama çocuğun ne suçu var. Hakkını helal et kardeşim... Booking'deki 9 puanı boşuna almamışsın. 


Yola çıkmadan evvel Bahia Sarayı'na uğruyoruz. Dün yetişip de gezemedik ya hani. 


Bari, Marakeş'te çarşı dışında bir şey görelim di mi?



Saray labirent gibi. Bahçesi şahane. 


Duvar ve tavan işçiliği müthiş... 1800'lü yılların sonunda yapılmış. 


Şarkî memleketlerde kapı kültürü büyüleyici... 




Bahçede ve 



bu güzelim kapılarda pozlar verip




saraydan ayrılıyoruz. Çıkıştaki begonvil şelalesi, etrafındaki turunçlarla aklımızı alıyor. 



Marakeş'in özeti bu kısacık klipte... 


En nihayetinde de yeniden yola koyuluyoruz... Saat 10.30 suları... 




Fas'ta yollar, şehirler kadar güzel ve sindire sindire geçilmesi gereken görüntüleri gözümüze sokuyor. 




Fakat yol uzun. Harita, 7 saat 42 dakika diyorsa sen onu 10 saat diye hesapla. Çünki hız sınırları, polis kontrolleri, Atlas Dağı geçitleri ile bizi zor bir yol bekliyor biliyorum. Unutma, tek şoför benim ve ehliyetim de yok... Evet maceranın üçüncü adımı Marakeş-Merzouga yoluna çıkıyoruz... Ucunda bizi çöl bekliyor... 



Radyosuz yol çekilir mi? Çekmediği yerde biz söyleriz, hadi bakalım... Merzouga'da buluşuruz inşallah... Buralardan ayrılma, sağ ol... 


Cuma, Haziran 19, 2015 tarihinde yazıldı.

6 yorum:

  1. An itibariyle geçmişe dönük bütün yazılarınızı bitirdim :) ve içime bir bisiklet aşkı düştü ki sormayın. İdolüm oldunuz resmen :) bir seyahatte yol arkadaşınız olmayı çok isterim :)
    Sevgiyle kalın :-*

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ayşegülüm,

      Evvela şunu diyeyim; evet ben günler ve saatler harcayıp bu yazıları yazıyorum... İnan bu sitede sıfır km bir otomobil masrafı var ama bunları tek tek okumak da emeklerin en yücesidir, en gönüllüsüdür, bana hakkını helal et, bundan gayrı aramızdaki bağ, kardeşliğe yakındır nazarımda. Sağ olasın çok...

      Fas tefrikasını tamamlamadım. Merzouga ve Fes var sırada. Diyebilirim ki, bu ismi az bilinen iki yer, Kazablanka'yı da Marakeş'i de şalvarında sallar. Sen az sabret, ben az çalışkan olayım, şu yazılar bitsin hele, sen de bi oku bak hemşirem.

      Öperim.

      Sil
  2. marakeş benim gitmek isteyip bir türlü gidemediğim yerlerin başında geliyor. çok keyifli bir seyahat olmuş. yolunuz açık olsun

    YanıtlayınSil
  3. Fas'taki turiste olan yaklaşım aslında yabancı değil. (bkz: Türkiye)

    Ama o mineralli taşlardan isterdim. :D

    YanıtlayınSil
  4. ehliyetsiz araç kullanmak fazla cesaret örneği olmuş

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. 1- Mecbur kaldık...
      2- Ehliyetim var, yanımda değildi. ;)

      Sil