BARBAROS KÖYÜ

Nur Banu Molla

Hep en uzaklara gidecek değiliz a! Gel bak, bu kez İzmir'in şahane bir köyündeyiz... 



Resul, benim annem babamdan olmayan hazır kardeşim. Bildiğin hazır ya. Pakette satılıyor, sosu falan içinde, marketten aldım. 16-19 Mayıs 2015 günleri arasında beraber gidiyoruz... 


Nereye gidiyoruz?
Barbaros Köyü'ne... 


Urla'ya yakın. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü'nün yayıldığı tepenin hemen arkasında... 


Peki kime gidiyoruz? Gülfem'e... Gülfem, benim hazinem. Değişik. Uçarlı, atarlı, damarlı, acayip bir kadın. Anlatıcam. Gel oku bak. 

Gülfem Kessler

Deli karı bizi Çeşme otogarından aldı. Oraya kadar Havaş ile gelip, sonra arabayla tekrar bilmem kaç kilometre geri gidiyoruz. Havaş'ın, insanı ineceği yerde bırakmaması ne dangozluk. 


Otogarda bizi görünce, arabayı sütçü beygiri gibi, kendi etrafında üç tur döndürdü. Hayat, belki de sevinçlerimizi ifade biçimimizden ötürü bizi bir araya getirdi. 


Gülfem'in evi Barbaros Köyü'nde. Bildiğin köy evi. Şehirden ve kalabalıklardan sıkılıp kaçanların tercih ettiği inziva türü hayatlar var ya, hah, Gülfem'inki onlardan... 


Fakat, tam da inziva denemez, çünki Gülfem'in 2015 Ocak ayına kadar Alaçatı'nın ortasında şahane bir dükkânı vardı, onu şuradan okuyabilirsin. 


Eve girer girmez, evin yan tarafındaki manzaranın değişen görüntüsü dikkatimi çekti... 

Barbaros Köyü

Çok değil, 8 ay önce geldiğimde, bu güzelim fıstık çamı vardı orada. Deli bir fırtınada devrilmiş. Ah ya!


Bu kış tek devrilen o çam değil, bahçenin ortasındaki ulu menengiç de yıkılmış. 




Birileri ölmüş gibi üzüldük ama kendimiz ölmedik diye de sevindik. 


Lipstick


Gülfem ressam. Bu kırmızı dişli resmi çizen ise arkadaşı Erdem Yalçın. Erdem'in fanatiğiyim. 


Resul, benimle uzaklara gitmenin keyfinde. Resul mühim. Bu okuduğun Ev Bezgini sayfasının teknik sıkıntılarını hep o çözer. Sağında, solunda gördüğün incelikleri hep o kurgular ve uygular. Tabii sadece bunları yaptığı için mühim değil Resul... 


Apaydınlık tuttuğu kafası için mühim. Dayatılan hayatı yaşamadığı, başkaldırdığı için mühim. Yaşam arsızı olduğu için, sevinmeyi sevdiği, hayata doymadığı için mühim. 
O, yaşamaya çok yakışanlardan. 


Gülfem, evde Sarman adlı bir kedi, 

Alman Kurdu

Alfa adlı bir de dev gibi Alman kurdu besliyor. 


Fakat yetmiyor, kapı önündeki bu kara kıza da sahip çıkıyor. 



Mayıs ya, güller açmış. Sarılı pembeli cennetler inmiş Barbaros'a... 



Biz de bindik arabaya, Ildır'a gidiyoruz. Ben sürüyorum. Şubat ayında Güney Afrika'da geçirdiği trafik kazasından sonra dizinden ameliyat olan Gülfemciğimi yormamaya çalışıyorum. 

Ildır


Ildır, benim Ege sahillerinde en en en en en en çok sevdiğim yer. Ennn ama bak, samimiyim. 



Allah, özenmiş, bezenmiş, yağdırmış Ildır'a. Tipe bak. 


Çeşme'nin kuzeyinde. Sit alanı falan filan diye talandan kurtulmuş bir yer. 



Ildır'da sessizce durmalara, oturup kalmalara doymuyorum... 



Yaz sıcağında en sevdiğimiz şey buz gibi biraları devirmek. Bak yeri geldi yazayım. Bu, bira denen nimetin fiyatı Evropa ülkelerinde 0,50 cent. Yani bizim para ile 1 buçuk lira... Bizde ise minimum 5 buçuk lira... Vergisi, zergisi, seni beni bunu içmekten caydıracak her türlü eklentisi ile işte durum bu. İçersen! Şarap için de aynı şey geçerli. Geçtik!




Ildır'da Erythrai antik kenti var. Harabe marabe deme, muhakkak git gör... 


Antik kent bu yamaçlara kurulu ve Ege Denizi ile adaların içinde yüzüyor... 




Üniversitede arkeoloji okudum. Belki biliyorsundur. Arkeolojinin bana kattığı en büyük şey ne oldu biliyor musun?



Kendimi antik Yunan'da bir çobanın sevdiceği olarak hayal ederken, yaşadığım sokakları cam gibi resmedebiliyorum kafamda... Tepeleri, yamaçları, zeytinlikleri, tapınakları.
Sırf bunun için bile arkeoloji okumaya değmez mi? 



Erythrai yolunda bissürü yılan gördüm. Billa. Bu ölmüşü. Canlısı vıjjt diye kaçıyor. 




Burası teyatora binasının taa en üstü. Fakat yetmiyor, daha üstüne, akropole, tapınağa, kiliseye çıkabiliyorsun. 


Al sana tiyatroyu şu videodaki şarkımla göstereyim. Dayanamadım, yine şarkı söyledim, n'apim ya.. 



Tiyatronun o en tepesine çıkınca Resul ile oturduk. 




En sevdiğim şey, aklımı alan yerlerde usulca oturmak. Lütfen bunu sen de yap. Bir şey yapma yani. Öylece otur... 


Bul bi ağaç, çök altına. Hatalarını, aşklarını, ölenleri, kalanları düşün. Bitmiş geçmiş acılarından melodram yazma. Büyümeyi öğren. Ânı yaşa. Gerisinin kıymeti yok. Zerrece yok. En kıymetli sensin. 



Aynını Resul'e de telkin ettim. Öylece oturduk... 



Sonra tepedeki kiliseye çıktık. Sen de çık. Pişman olmayacaksın. 

Matrone Kilisesi


Kiliseden bakınca görünen bu. Sana kiliseyi anlatacak diilim. İsmi Matrone Kilisesi. Merak eden gugıla sorsun. 



Tiyatroda ve kilisede epey oyalandık. Gülfem'i bıraktığımız kafede sıkılmıştır diye, kendimizi bu patikadan aşağı yuvarlayıverdik.


Agora Cafe


Dizi tam iyileşmedi ya, sürüklemedik onu tepelere. Burası Agora Kafe... 



Agora Cafe Ildır

Agora Kafe'yi o kadar sevdim ki, tam bir ay sonra yeni yaşıma burada girmek için kendimle sözleştim. 


Gülfem de "Gel kız, eski yaşını şutlamanın yemeği benden" dedi, kavilleştik. 


Sen çok yaşa kadın...

Alaçatı Pazarı


Ildır'dan Barbaros'a dönerken Alaçatı Pazarı'na uğradık... 


Ve günü bahçede çiçekleri öperek, 





gökyüzüne sulu şakalar yaparak, 



dünya nimetlerini tadarak, 



birbirimize sarılarak 




ve sana gülümseyerek tamamladık... 


Ertesi günün planı bahçeyi düzenlemek. Gülfem'e yardım edeceğiz. Bu, benim kahvaltı tabağım. Mis. 


Bu da mutfaktaki hâllerimiz. Sağdaki Merve. Alt kattaki odaların birinde kalıyor. 


Bu da Resul'ün odası. Gülfem bu odaları kiraya veriyor. Heves ettiysen yaz bana. Gidivermeni sağlarım. Şahane bir yer Barbaros... 


Sen otur bi köşeye dedik. Dizini de uzat, biz yaparız dedik. 



Yaptık da... 




Ortalığı süpürdük, yıkadık, pakladık, toprağı çapaladık, çiçekleri düzenledik.



Fazlalık ne varsa kaldırdık. Kışın ağırlığını yok ettik. 



Ressam evi ya, sağda solda boyalı bir sürü nesne var. Onları ayrıntılara serpiştirdim. 



Bahçe duvarında natürmort olan bi ev işte... Süslemek için malzeme çok. 



Resul kocaman bi de çukur kazdı. Çünki Gülfem evden çıkan tüm organik atıkları bu çukura gömüp, humuslu toprak elde ediyor. Ama sadece elde ediyor. Bir şey ektiği yok. 




Bahçe işi bitince, evin ortasında kurulu duran sobayı kaldırdık. SAT komandosu diil, Gaziosmanpaşa apaçisi... Ahaha hahaha... Çok kızıcak bunu okuyunca... 




Temizlikten sonra Alfa'yı okuldan almaya gittik. Evet, bildiğin it, okula gidiyor. 



Bafi K 9


Çünki evde bir kedi ile yaşıyor ve onu boğmadan bir arada kalmayı öğrenmesi lazım. Şimdi bunu test edecekler. 



Aboo, zavallı Sarman, Alfa'yı görünce nerelere kaçacağını şaşırdı. Benim de sinirim bozuldu, odayı terk ettim. 




Gülfem'e de biraz kızdım, kediyi yemesi ihtimali olan bir köpeği niye aldın diye ama köylük yerde tam bir güvenlik görevlisi Alfa. 


Kapıyı bacayı aç öyle yat. Feriştahı giremez... 


İşler bittikten sonra niyet, akşamı bahçede indirip




gece yıldızları seyretmek. Çünki burası şehir gibi değil. Bildiğin yağıyor. Sanki kovayla yıldız dökmüşler... Köyde yaşamak için ne çok sebep var... 


Ve İstanbul'a dönmek için de...
Sabah, çok ama çok erken saatte Gülfem bizi Çeşme'ye Havaş'a bırakıyor. Hoşçakal kuzum İzmir... 


Teşekkürler Barbaros, Urla, Çeşme, Ildır... 
Bir ay sonra yeniden sendeyim. Niyetim bu. 43 yaşıma beraber girelim, olur mu kızçelerim benim... 









Pazar, Ağustos 09, 2015 tarihinde yazıldı.

13 yorum:

  1. gezilmesi gereken güzel bir yer.... gitmek isterim... günlük ve haftalık fiyatı yazarmısın....

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,

      Günlük kirası 100 Lira. Mutfak var. Yemeğini yapabiliyorsun. İlgileniyorsan nurbanumolla@gmail.com'a yaz, Gülfem ile konuşturayım seni.

      Sevgiler, selamlar...

      Sil
  2. Süper bayıldım ,hep yazmanız dileğiyle👋🏻

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sevdiğimiz şeyleri hep yapabilelim. En güzel temenni. Sağ olasın sen güzel..

      Sil
    2. Gülfemşe görüştüreblir misiniz gitmek isterim şu anki fiyatlar nedir ??

      Sil
    3. nurbanumolla@gmail.com lütfen. 😊

      Sil
  3. Ah ne güzel bir anlatım.. Cennetten bir köşe sanki gidilip görülmesi gereken ne çok yer var..

    Yeni yaşınıda kutlarım o 1 yıl kimbilir nasıl geçmiştir.. Ruhu dinlendiren bir yere geçip oturarak düşünmek gerek..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Ali İmran,

      O bir yıl henüz geçmedi, geçmekte... Ben en çok kendimi seveli beri, bütün yıllarım güzel geçiyor. Çünki hayat güzel.

      Nefesin kıymetini bilmek lazım... Ve ruhu dinlendiren bir köşeye oturup usul usul düşünmek...

      Çok seviler... :)

      Sil
  4. Ben gitmiş Hindistan, Sri Lanka, Macaristan, ABD turlarını okuduktan sonra dedim olamaz ama bir baktım benim köyüme gitmişsiniz... :)) Beğenmenize ve arkadaşının tercihine mutlu oldum. Keyifle yazılarınızı okudum, bol gezmelerinizin devam etmesi dileğiyle!!

    YanıtlayınSil